AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, anayasa değişikliği paketine evet verilmesini isteyerek, "Keşke bazı parti liderleri vicdanlarına destek vererek dürüstçe konuşsa. Tam 30 yıl sonra yine bir 12 Eylül 2010 günü bu işkencelerle, milletçe hesaplaşacağız" dedi.
Partisinin TBMM'deki grup toplantısında konuşan Erdoğan, konuşmasına Hakkari'nin Çukurca 6 askerin şehit olduğu terörist saldırıya değinerek başladı. Bölgedeki operasyonların devam ettiğini belirten Erdoğan, şehitlere Allah'tan rahmet, ailelerine ve millete başsağlığı; yaralı askerlere de acil şifa dileğinde bulundu. Terörle mücadelede herkesin birlikte göstereceği dayanışmanın önemine dikkat çeken Erdoğan, ''Bu dayanışmamızın sürekliliği çok önemli. Akşamdan sabaha, eğer 'bir çözüm' deniliyorsa böyle bir sihirli değnek yok. Fakat kararlılıkla bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Yılmadan, usanmadan sürdüreceğiz. Bu konuda en ufak geri adım atmak yok. Özellikle kimlerin üzerine ne tür görevler düştüğü malumdur. Olay, her zaman söylüyoruz, bir güvenlik meselesi değildir. Sadece bir güvenlik meselesi olarak bakarsak yanılırız. Yıllar yılı böyle bakıldı, neticesi ortada ama bu olayın sosyolojik, psikolojik, diplomatik bir çok boyutu var. Bütün bu alanlarda bu dayanışmamızı sürdürmemiz lazım. Burada siyasiler olarak, parlamento içi, parlamento dışı. Medya olarak bu ülkedeki akademisyenler olarak, STK'lar olarak hep birlikte bir dayanışmanın içerisinde, eğer terör örgütünü, teröristleri vatandaşlarımızdan ayırabilir, onlarla arasına o perdeyi gerebilirsek, inanıyorum ki işimiz çok daha kolay olacaktır. Burada sağduyu sahibi milletimin her bir ferdi üzerine düşen görevini yapacaktır ben buna inanıyorum'' diye konuştu. Erdoğan, bugün Kıbrıs Barış Harekatının kutlandığın anımsatarak 1974 yılında gerçekleşen barış harekatıyla Kıbrıs'ın barış ve huzur dolu 36 yıl geçirdiğini söyledi. Erdoğan, ''Bayram coşkusunu tüm Kuzey Kıbrıs'taki kardeşlerimizle birlikte yüreğimizde hissettiğimizi ifade etmek istiyorum. Başbakan Yardımcımız Sayın Cemil Çiçek de orada. Ülkemizi temsilen kutlamalara katılıyor. Biz de bayramlarını kutluyor burada Kuzey Kıbrıs'taki tüm kardeşlerimize en kalbi sevgi ve selamlarımızı yolluyoruz'' dedi.
'MUHALEFET DESTEK YERİNE KÖSTEK OLDU'
TBMM'nin çalışmalarına bu hafta sona ereceğini anımsatan Erdoğan, yoğun bir yasama yılını geçirdiklerini söyledi. Son derece hayati düzenlemeleri yasalaştırdıklarını söyleyen Erdoğan, bu düzenlemeler yasalaşırken muhalefetin sürekli ayakbağı olmaya çalıştığın savundu. Erdoğan, ''Tüm mesaimizi Genel Kurul çalışmalarına ayırmakla kalmadık yasama faaliyetlerinde sürekli engel çıkaran muhalefete karşı da çok yoğun bir mücadelenin içinde olduk. En başından itibaren meclis çalışmalarını yavaşlatma gayreti içinde oldular. Genel Kurul ortamını gererek, sabrımızı zorlayarak, adeta sinirlerimizi test ederek çalışmaları engelleme ve yavaşlatma çabası içine girdiler. Ancak, şu hususa özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Bizler, AK Parti Grubu olarak, ülkeye, millete hizmet için sorunları çözmek için gayret gösterirken, onlar kendi kişisel çıkarlarını, kendi hırslarını, kendi şahsi hesaplarını bizlere dayatma mücadelesi içinde oldular. Biz milletimiz için daha fazla hizmet üretmek, milletimizin menfaatine
olan yasaları çıkarmak için çaba gösterirken onlar da bizi engellemeye, hızımı kesmeye uğraştılar. Çünkü bunların muhalefet anlayışı yapmayı değil, yıkmayı, destek olmayı değil, köstek olmayı esas alıyor. Milletimiz de artık çok iyi görüyor. Bunlar iş üretmezler, hizmet üretmezler. İktidarda oldukları, koalisyon ortağı oldukları dönemde de bu ülke için sadra şifa olacak hiçbir şey üretmediler. İş üretmedikleri gibi üretenlerin, hizmet üretenin ayağına ayakbağı olmak da bunların şiarıdır. Genel Kurul
çalışmaları AK Parti ile diğer siyasi partiler arasındaki bu ayırt edici özelliği gün gibi ortaya çıkarmıştır. Biz bu millete, ülkemize sevdalıyız. Biz omuzlarımızda ne büyük ve mübarek bir sorumluluk, yük taşıdığımızın şuuru içindeyiz. Her zaman söylüyorum; idare edebilirdik, popülizme tevessül edebilirdik. 'Böyle gelmiş, böyle gider' diyerek, hiç etliye sütlüye karışmayabilirdik. Risk almayabilirdik. Başımıza ağrıtmak istemeyebilirdik. 'Bize dokunmayın, yaklaşmayın' dediklerinde geri adım
atabilirdik ama o zaman çıkıp da milletimizin yüzüne bakamazdık. Bu milletin huzurunda başımız dik, alnımız ak hesap veremezdik. Kendileri için, gecemizi gündüzümüze kattığımız yoksulların yüzüne bakamazdık. Bizim için her daim hayır duaları eden amcaların, teyzelerin yüzüne bakamazdık. AK Parti kuruluşunda gözleri umutla parlayan, AK Parti'nin her cesur adımıyla gözlerindeki umut ışığı daha da parlayan yetimlerin, öksüzlerin, yolda kalmışların karşısında mahcubiyetimizi gizleyemezdik'' diye konuştu.
Konumasında anayasa değişiklik paketine de değinen Erdoğan, paketinin içindeki maddelerin, CHP, MHP ve BDP'nin üst yönetimlerinin, milletvekillerinin uykularını çok ciddi şekilde kaçırdığını savundu. Erdoğan, ''Bunlar tıpkı 'Midas'ın Kulakları' öyküsünde oldukları gibi yalnız kaldıklarında ya kendi vicdanlarına ya da yakın arkadaşlarına bu pakete karşı çıktıkları için büyük rahatsızlık duyduklarını' ifade ediyorlar. Aka kara demenin vicdanları sızlattığın çok iyi görüyoruz. Hayırlı bir işe destek vermek
yerine köstek olmanın ne kadar bunaltıcı bir etki yaptığını görüyoruz. Yıllarca milletimizin özlemi olan değişikliklere sırf 'AK Parti istiyor' diye karşı çıkmanın ne kadar büyük travma oluşturduğunu açık ve net görüyoruz. Tabanlarının, vicdanlarının, akıl ve mantıklarının sesine kulak verdiklerinde ortaya çıkan dramatik tabloyu kendileri de tüm milletimiz de görüyor, anlıyor. Genel Kurul sürecinde anayasa değişikliğine yönelik olarak tek bir ciddi öneril makla kalmadık yasama faaliyetlerinde sürekli engel
çeri olmadı. Şu anda çeşitli vesilelerle yaptıkları açıklamalarda değişikliğe ilişkin tek bir somut gerekçe gösteremiyorlar. Neden 'hayır' dediklerini, neden bu değişimin karşısında durduklarını kendilerine de millete de izah edemiyorlar. Meseleyi şahsileştirmekten öteye gidemiyorlar. İlgisiz, alakasız konuları gündeme getirerek, anayasa değişikliğin karalamaya çalışıyorlar. Lütfen iyi takip edin, izleyin. Görecekseniz, anayasa maddeleriyle alakalı bir şey göremeyeceksiniz. Değişikliğin işsizliğe,
fakirliğe bir faydası yokmuş. Neredeyse ülkenin her meselesinin çözümünü bu paketten bekliyorlar. Sizin işsizliğin çözümüne yönelik bugüne kadar söylediğiniz, bir reçete, proje var mı? Bir sorun. Kriz süresi içerisinde ABD nereden nereye çıktı, AB üyesi ülkeler nereye tırmandı, Türkiye ise şu anda nerede? Dünyanın en ileri ülkesi ABD'de şu anda 10 puana dayandı. Hamdolsun biz 12 puandayız. Gerçek ortada. İspanya 8 puanda idi, şu anda 18 puanda, AB üyesi ülke. Japonya, Rusya, İrlanda hepsine baktığınızda bunu görüyorsunuz. Nisan ayı verileri açıklandı. Mayıs, Haziran Temmuz açıklanacak. Bunlar açıklandığında yüzde 12'inin çok daha altına düşeceğiz. Çünkü bunu görüyorum, buna inanıyorum, bunu söylerken de hayali olarak değil bir gerçeği yaşayarak görüyorum. Birçok konuyu hep çarpıttılar. Kandırmaca ifadelerle, aldatarak bunları söylediler. Bu anayasa değişikliği belki her şey değildir ama çok önemli bir şeydir. Türkiye'nin aydınlık geleceği için, daha ileri bir demokrasi ve daha adil bir hukuk sistemi için çok önemli bir adımdır. Milli iradenin güç kazanması, vesayetçi ve statükocu anlayışın kırılması için tarihi bir adımdır. Değişiklikle AK Parti arasında birebir ilişki kurmak gibi zorlama yorumlar getirmenin ötesine görüldüğü gibi asla geçemiyorlar'' şeklinde konuştu.
Erdoğan, 12 Eylül'de yapılacak referandumda anayasa değişiklik paketine neden 'evet' denmesi gerektiğini anlatmak için 12 Eylül döneminde idam edilen gençlerin mektuplarını okudu. Mektupları okurken sesi titreyen Erdoğan, gözleri doldu ve mektubu tamamlayamadı. Bu sırada AK Parti sıralarında oturan başta Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve bazı milletvekilerinin ağladıkları görüldü. Erdoğan, "Keşke bazı parti liderleri vicdanlarına destek vererek dürüstçe konuşsa. Tam 30 yıl sonra yine bir 12 Eylül günü bu işkencelerle, milletçe hesaplaşacağız. Gencecik ölümlerle hesaplaşacağız, 17 yaşındaki çocukları yağlı urgana götürenlerle hesaplaşacağız. Mustafa'nın Allah'ından bulurlar dediği gün işte 12 Eylül 2010 günüdür" dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, anayasa değişiklik paketine ilişkin olarak 12 Eylül Anayasası'nın izlerini silmek için 'evet' kampanyası başlattıklarını belirterek, "Bu değişiklik çocuklarımız, gençlerimiz, 73 milyon vatandaşımız içindir. Herkesi bu büyük değişim hareketine omuz vermeye davet ediyoruz" dedi. CHP'yi de eleştiren Erdoğan, "Bizim Anayasa Mahkemesi'nin yanında, yöresinde, bahçesinde ev tutmamıza gerek yok. Bizim evimiz milletimizin içinde. CHP Genel
Başkanı önce Anayasa Mahkemesi'nin bahçesine kurduğu gecekondudan bir çıksın'' dedi.
Partisinin grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, referandum için evet oyu verilmesini istedi. Muhalefetin anayasa değişikliğine hayır demesine tepki gösteren Başbakan Erdoğan, ''Allah aşkına ne dediklerini, ne demek istediklerini, hangi gerekçeyle pakete karşı çıktıklarını anlayan var mı?" dedi. Konuşmasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu eleştiren Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun Yalova'da gerçekleştirdiği mitingde '12 Eylül sonrasında idam sehpaları kuruldu. 16 yaşındaki çocuğun yaşı büyütülüp idam edildi. İnsanın vicdanı sızlamıyor mu?' sözlerine atıfta bulunarak, ''Evet, biz de aynı şeyi söylüyoruz. 16 yaşındaki bir çocuğun idam sehpasına götürülmesinden rahatsız oluyorsun da neden bu pakete 'hayır' diyorsun? Şecaat arz ederken sirkatlerini söylüyorlar. Bunlar neden 'hayır' denilmesi gerektiğini anlatırken neden 'evet' denilmesi gerektiğini anlatıyorlar'' dedi.
CHP ile MHP'nin aynı dili ve üslubu kullandığını, her cümlede kendisini 'Yüce Divan' ile tehdit ettiklerini kaydeden Erdoğan, ''Biz bu millete hizmet yoluna başımızı koyduk. Bu yola canımızı koyduk. Biz korkularla değil, ideallerle, ilkelerle, heyecanla aşkla ve sevda ile siyaset yapıyoruz. O kuru sıkı tehditleri bize bir şey ifade etmiyor. Bizim Anayasa Mahkemesi'nin yanında, yöresinde, bahçesinde ev tutmamıza gerek yok. Bizim evimiz milletimizin içinde. CHP Genel Başkanı önce Anayasa Mahkemesi'nin
bahçesine kurduğu gecekondudan bir çıksın'' diye konuştu.
CHP'nin geçen dönem 113, bu dönem 44 kez Anayasa Mahkemesi'ne başvurduğunu kaydeden Erdoğan, ''Haydi oraya gecekondu yaptığınız, bari arsa sahibini rahat bırakın'' dedi. Erdoğan, CHPnin başvurularını tutarsızlık, ilkesizlik, milletin iradesini hiçe sayma ve mahkemeye taşıma olarak nitelendirdi. Mitinglerde kimlerin hayır cephesinde olduğuna dikkatleri çekeceklerini anlatan Erdoğan, MHP'nin 'hayır' demekle tarihiyle çeliştiğini, kendisini inkar ettiğini ileri sürdü. CHP'nin de 'hayır' demekle kendi
raporlarına, tezlerine, iddialarına, tarihine karşı çıktığını savunan Erdoğan, ''Kendisini inkar ediyor ve kendisine yüklenmiş emanete gölge düşürüyor'' şeklinde konuştu.
Konuşmasında BDP'yi de eleştiren Erdoğan, BDP'nin parti kapatmalarına karşı gibi göründüğünü, parti kapatmalarını zorlaştıracak ve adeta yok edecek bir değişikliği engellemek için elinden geleni yaptığını söyledi. Erdoğan, ''Barıştan yanaymış gibi yaparak gerilimi ve çatışmayı körüklüyor. Demokrasiden yanaymış gibi görünerek demokratik gelişmenin önüne set çekmeye çalışıyor'' dedi.
BDP'nin 'Anayasa değişikliği paketinde Kürtlerin lehine olabilecek hiçbir madde yok. Orada Kürt adı geçmiyor' yönündeki eleştirisine de yanıt veren Erdoğan, ''Orada hangi etnik unsurun adı geçiyor? Benim Kürt kökenli vatandaşlarımın aleyhine olan bir madde var mı? O maddelerin hepsinde de benim Kürt kökenli vatandaşlarımın lehine olacak her şey var. A'dan Z'ye her şey var. Yani 73 milyonun hepsi için eşit, her şey var. Tayyip Erdoğan bu değişiklikten ne kadar istifade ediyorsa, benim Kürt kökenli
vatandaşım da o kadar istifade ediyor. Vatandaşlarımıza bu ilkesizliği, samimiyetsizliği anlatacağız. Tekrar ediyorum. Bu değişiklik bir AK Parti değişikliği değildir. Bu değişiklik çocuklarımız, gençlerimiz, 73 milyon vatandaşımız içindir. Herkesi bu büyük değişim hareketine omuz vermeye davet ediyoruz, herkesi bu tarihi sürece katkı sağlamaya davet ediyoruz. Tabii ki takdir aziz milletindir. Söz de onundur, karar da onundur'' diye konuştu.